![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Member
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 42
Thanks: 37
Thanked 17 Times in 11 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
1927 yilinda Diyarbakir’da dogdu, 2 Haziran 1991 tarihinde Ankara’da öldü. Ortaögrenimini Diyarbakir Lisesi’nde tamamladi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cografya Fakültesi Felsefe Bölümü ögrencisi iken 1950’de Türk Ceza Yasasi’nin 141. maddesine aykiri davranmak saviyla, 1952’de gizli örgüt kurma saviyla iki kez tutuklandi, yargilandi ve 2 yil hüküm giydi. Cezaevi günleri sona erince Ankara’daki gazeteler ve dergilerde teknik islerle ugrasarak yasamini kazandi. Toplumcu gerçekçi siirimizin ustalarindandir. Yasadigi cografyanin duyarliligi ve halk kaynagindaki sesini hiç yitirmeden, lirik, epik ve koçaklama tarzini kusursuz bir kurguyla kullanarak, özgün, tutkulu, müthis ezgili çagdas siirler yazdi.
ERCAN SÖYLEMEZ Konu Sercan Söylemez tarafından (12-25-2008 Saat 03:22 PM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Member
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 42
Thanks: 37
Thanked 17 Times in 11 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
HANI KURSUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN
Yigit harmanlari, yiginaklar, Kurulmus çetin daglarinda vatanlarin. Dize getirilmis haydutlar, Hayinlar, amana gelmis, Yetim hakki sorulmus, Hesap görülmüs. Demdir bu... Demdir, Derya dibinde yanginlar, Kan kesmis ovalar üstünde Mayis... Uçmus, bir kustüyü hafifliginde, Çelik kadavrasi korugan'larin. Ölünmüs, canim,ölünmüs Murad alinmis... Gelgelelim, Beter, bize kismetmis. Ölüm, böyle alti okka koymaz adama, Susmak ve beklemek, müthis Genciz, namlu gibi, Ve çatal yürek, Barisa, bayrama hasret Uykulara, derin, kaygisiz, rahat, Otuziki disimizle gülmege, Doyasiya sevismege,yemege... Kaç yol, aglamakli olmusum geceleri, Asil, bizim aramizda güzeldir hasret Ve asil biz biliriz kederi. Içim, bir suskunsa tekin mi ola? O Malta biçagi,kinsiz,uyanik, Ve genç bir misradir Filinta endam... Neden, neden alnindaki yikkinlik, Bakislarindaki öldüren bugu? Kaç yol aglamakli oluyorum geceleri... Nasil da almis aklimi, Sürmüs, filiz vermis içimde sevdan, Dost, düsman söz eder kendi kavlince, Kinanmak, yigit basina. Bu, ne ayip, ne de yasak, Öylece bir gerçek, kendi halinde, Belki, yasamama sebep... Evet, aglamakli oluyorum, demdir bu. Hani, kursun siksan geçmez geceden, Anlatamam, nasil issiz, nasil karanlik... Ve zehir - zikkim cigaram. Gene bir cehennem var yastigimda, Gel artik... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Junior Member
|
Hasretnden prangaLar eskittm,mezarına kan güLLeri takayımm...
|
|
|
|
| peace_24 Kullanıcısına Teşekkür Eden(ler): | Ercan SÖYLEMEZ (12-27-2008) |
|
|
#4 (permalink) |
|
Junior Member
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 2
Thanks: 3
Thanked 3 Times in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
YALNIZ DEĞİLİZ
Bir ufka vardık ki artık Yalnız değiliz sevgilim. Gerçi gece uzun, Gece karanlık Ama bütün korkulardan uzak. Bir sevdadır böylesine yaşamak, Tek başına Ölüme bir soluk kala, Tek başına Zindanda yatarken bile, Asla yalnız kalmamak. Şafakları ben balığa çıkarım Akan akmayan sularda Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden Bir bahar akşamı dünyada. Ben dört duvar arasında değilim Pirinçte, pamukta ve tütündeyim, Karacadağ, Çukurova ve Cibalide. Zehirli kör yılanları Ve sıtmasıyla Gün yirmidört saat insan avında Karacadağda çeltikler. Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi - Ayak bileklerinde bir dizi boncuk, Sol omzunda nazarlık, Dağ başında unutulmuş üşümüş, Minicik bir aşiret kızının - Damla-damla, berrak olur pirinci. Kamyonlarla, katır kervanlarıyla Beyler sofrasına gider... Çukurovam, Kundağımız, kefen bezimiz Kanı esmer, yüzü ak. Sıcağında sabır taşları çatlar, Çatlamaz ırgadın yüreği. Dilerse buluttan ak, Köpükten yumuşak verir pamuğu. Külhan, kavgacıdır delikanlısı, Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun En çok Çukurovalılar mahpustur, Dostuna yarasını gösterir gibi, Bir salkım söğüde su verir gibi, Öyle içten Öyle derin, Türkü söylemek, küfretmek, Çukurova yiğidine mahsustur... Tütünü bilir misin? "Kız saçı" demiş zeybekler, Su içmez her damardan, Yerini kolay beğenmez, Üşür Naz eder, Darılır İki parmak arasında kıyılmış, Bir parçası var kalbimin İncecik, ak kağıtlara sarılır, Dar vakit yanar da verir kendini. Dostun susan dudağına... Sokaklardan, Kıyılardan, Gök mavisinden, Ekmeğinden, Canevinden ayrı düşmeye Yani bütün hasretlerin kahrına Ve zehrine çaresiz kalmaların, İlk nefesi Hızır gibi yetişir Cibalide sarılan cıgaranın... Tütün isçileri yoksul, Tütün işçileri yorgun, Ama yiğit Pırıl - pırıl namuslu. Namı gitmiş deryaların ardına Vatanımın bir umudu... A.ARİF Konu karacaorenli koçero tarafından (07-23-2009 Saat 04:14 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: yanlış yazım. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|